AKÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@AKÜ, Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü: Öğe , The effect of carob aqueous extract on oxidative stress, proinflammatory cytokines, glucose and lipid concentrations in the blood of diabetic rats(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 03.10.2025) Avşar, Mehmet Talha; Eryavuz, AbdullahHerbal treatments offer potential benefits in controlling blood glucose levels and preventing diabetes-related complications. This study was conducted to determine the effects of the application of carob fruit aqueous extract prepared by ultrasound-assisted extraction (UAE) method on oxidative stress, glycemic level, proinflammatory cytokines and lipid profile levels in the blood of rats with experimental diabetes induced by streptozotocin-nicotinamide (STZ-NA) model. Forty male Wistar Albino (200-250 g live weight) animals used in the study were divided into four groups as normal control, diabetic control, normal group given 200 mg.kg-1 carob aqueous extract and diabetic group given 200 mg.kg-1 carob aqueous extract. At the end of the 21-day study, plasma glucose, hemoglobin A1C (HbA1c), insulin, homeostatic model assessment of insulin resistance (HOMA-IR), malondialdehyde (MDA), reduced glutathione (GSH), proinflammatory cytokines interleukin 1-beta (IL-1β), tumor necrosis factor-alpha (TNF-α), interleukin-6 (IL-6), total cholesterol, triglyceride, leptin and 25-hydroxy vitamin D levels were measured in blood samples taken from all animals. Carob aqueous extract treatment did not cause a significant decrease in high glucose, HbA1c and HOMA-IR values caused by diabetes. The blood insulin levels were not affected by the treatments. Diabetes increased MDA, IL-6 and triglyceride levels (p<0.05), while carob aqueous extract treatment to diabetic animals did not affect these parameters. However, carob aqueous extract treatment to diabetic animals increased GSH levels (p<0.05). The treatments had no effect on IL-1β, TNF-α, total cholesterol and leptin levels. Conclusively, the carob fruit aqueous extract treatment did not have an effect on controlling diabetes-related hyperglycemia.Öğe Türü: Öğe , Turist rehberlerinin seyahat acentalarından beklentileri ve bu beklentilerin karşılanmasına yönelik bir araştırma(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 25.03.2025) Çamdibi, Sibel; Zorlu, ÖzcanAmaç: Bu araştırmanın temel amacı eylemli turist rehberlerinin mesleğin icrası sırasında birlikte çalıştığı seyahat acentalarından temel beklentileri ve bu beklentilerin seyahat acentaları tarafından karşılanma düzeyinin belirlenmesidir. Turizm sektöründe rehberli turlara olan talebin artmasıyla birlikte seyahat acentalarının turist rehberlerine sağladığı imkanlar ve verdiği desteklerin miktarı ve içeriği önem kazanmıştır. Turist rehberleri ise nitelikli hizmet sunumu için seyahat acentalarının beklentilerini tam olarak karşılamasını arzu etmektedirler. Konunun önemine rağmen ilgili literatürde konu ile ilgili uygulamalı çalışma sayısının çok sınırlı olduğu, dolayısıyla bu alanda bir boşluk olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda araştırma sonuçlarının ilgili literatüre, seyahat acentalarına ve ilgili paydaşlara katkı sağlanması beklenmektedir. Yöntem: Araştırma kapsamında ihtiyaç duyulan veriler tam yapılandırılmış görüşme tekniği ve kartopu örnekleme yöntemi ile 15.05.2024-20.11.2024 tarih aralığında 46 adet eylemli turist rehberinden elde edilmiştir. Maxqda nitel veri analiz programına aktarılan veriler araştırmacılar ve üç (3) uzman tarafından açık ve gizili içerik kodlaması ile incelenmiş, inceleme sonucunda altı (6) tema belirlenmiştir. Temaların yorumlanmasını takiben, sonuç ve öneriler bölümünde alana, sektöre ve paydaşlara yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Bulgular: Ücret ve yasal hususlar, bilgi ve iletişim, nitelikli insan kaynağı, etik beklentiler, teknik destek ve tur aracı ile ilgili konular olmak üzere altı tema üzerinden elde edilen bulgulara göre, turist rehberlerinin en önemli beklentileri taban ücret ve hakkedilen ücretlerin zamanında ödenmesi olup, bu beklentiler genellikle karşılanmaktadır. Ancak sigortalı çalışma ve mesai kavramına saygı konularında sorunlar yaşanmaktadır. Bilgi ve iletişim alanında, tur listeleri ve transfer araçlarının zamanında gelmesi konusunda beklentiler genel olarak karşılanırken, turistler hakkında detaylı bilgi verilmesi konusunda eksiklikler bulunmaktadır. Etik beklentiler kapsamında da özellikle personelin dinlenme süreleri konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Teknik destek ve tur aracı konularında ise özellikle headset teknolojisi ve muavin bulundurulması gibi konularda eksiklikler tespit edilmiştir. Genel olarak, beklentilerin turun kalitesini ve iş güvenliğini önceleyen konularda yoğunlaştığı saptanmıştır. Pratik Çıkarımlar: Eylemli turist rehberlerinin sahip olduğu beklentilerin esasen turun kalitesine doğrudan etki eden ve iş güvenliğini önceleyen hususlar olduğu gözlenmiştir. Beklentilerin karşılanma durumu ise birçok seyahat acentasında görülen sorunların bir özeti niteliğindedir. Katılımcılar birlikte çalıştıkları seyahat acentalarının hem güçlü hem de zayıf yönlerini ortaya koymuşlardır. Bu bağlamda katılımcılar seyahat acentaları için bir iç müşteri gibi davranarak seyahat acentalarının gelişimi için önemli ipuçları vermişlerdir. Diğer yandan araştırma bulguları ilgili literatürdeki boşluğun doldurulmasına somut bir şekilde katkı sağlamıştır. Özgünlük/Bilimsel Katkı: Tam yapılandırılmış görüşme ile araştırma amacına uygun somut bilgilerin elde edilmesi ve araştırma sonucunda, turist rehberlerinin seyahat acentalarından beklentilerine ve bu beklentilerin karşılanma düzeyine yönelik kapsamlı ve bütüncül bilgiler sunulması bu araştırmayı benzer araştırmalardan ayrıştırmaktadır. Bununla birlikte bu araştırma literatürdeki sınırlı bilgi kaynağını daha da genişleterek konunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamakta, seyahat acentaları için acenta-turist rehberi ilişkilerine yönelik öz bilgiler içeren bir durum özeti sunmaktadır.Öğe Türü: Öğe , Arap dili ile ilişkisi açısından mâverdî tefsirinde kıraatler(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 15.12.2025) Balcı, YahyaKur’ân-ı Kerîm’in kelimelerinde harf ve hareke farklılıkları olarak ortaya çıkan kıraat ihtilafları, kimi zaman lehçelerle kimi zaman da diğer ilimlerle ilişkilendirilerek incelenmiştir. Kıraat farklılıklarının anlam üzerindeki etkisini en fazla dikkate alan âlimlerin müfessirler olduğu söylenebilir. Müfessirler, murâd-ı ilâhîyi anlama gayretinin bir neticesi olarak kaleme alınan tefsirlerde, kıraat farklılıklarından çeşitli vesilelerle bahsetmişler ve bu farklılıkların etkilerine dair açıklamalarda bulunmuşlardır. Mâverdî (öl. 450/1058) de en-Nüket ve’l-uyûn adlı tefsirinde gerek sahih gerekse şâz kıraat vecihlerine yer veren ve kıraat ihtilaflarını farklı açılardan değerlendiren bir müfessirdir. İsmi geçen tefsir her ne kadar bir kıraat kaynağı olmasa da Mâverdî, bu eserinde azımsanamayacak sayıda kıraat farklılığını çoğunlukla kıraati okuyan kişi veya kişilere nispet ederek nakletmeye özen göstermiştir. Mezkûr kıraat ihtilaflarını birçok yönden değerlendirebilme imkânı olmakla beraber bu çalışmada, sadece Arap dili ile ilişkisi açısından Mâverdî’nin değindiği kıraat farklılıklarının değerlendirmesi yapılmaktadır. Nitekim Mâverdî’nin, İslâmî ilimlerin birçok alanında olduğu gibi Arap dili sahasında da müstakil eser telif eden ve tefsirinde dilsel tahlillere değinen bir müfessir olduğu görülmektedir. Bu sebeple onun bazı âyetlerin tefsirinde kıraatlerin Arap dili ile ilişkisi bağlamında yaptığı açıklamaların bilinmesinin, müfessirin ilmî birikimini bu kapsamda tefsire ne şekilde yansıttığının görülmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. en-Nüket ve’l-uyûn adlı tefsirde müellifin kıraat farklılıklarına Arap dili açısından yaklaşımının tespit edilmesinin hedeflendiği bu çalışmada, konunun anlaşılmasına fayda sağlayacak kıraat örneklerine, yapılan açıklama ve nakillere yer verilmiştir. Çalışma sonucunda; Mâverdî’nin Arap dili-kıraat ilişkisi çerçevesinde sarf ve nahiv ilminin konuları bağlamında birçok farklı başlık altında değerlendirilebilecek kıraat farklılıklarına büyük oranda temas ettiği, bu farklılıklarının anlama olan etkilerine yönelik görüşleri sıraladığı ve açıklamalar yaptığı müşahede edilmiştir.Öğe Türü: Öğe , The ınteractional role of dysfunctional attitudes in the relationship between religiosity and existential(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 15.12.2025) Ericek Maraşlıoğlu, ŞerifeAccording to the findings of the Turkish General Social Survey (TGSS), feelings of loneliness are more prevalent among young people. Due to the frequent changes in values, emotions and thoughts that characterise individuals during this period of life, it can be said that they are particularly vulnerable to loneliness. Existential loneliness, a deeper form of loneliness, is also referred to as ultimate loneliness. Potential triggers for young individuals to experience existential loneliness include meaninglessness and the inability to make oneself understood or express one's feelings. However, loneliness has been associated with various mental and physical health problems, there is insufficient research on individuals experiencing existential loneliness during adolescence. Against this backdrop, the present study aims to examine the mediating role of dysfunctional attitudes in the relationship between religiosity and existential loneliness in individuals in early adulthood. Ethical approval for the study was granted by the Gümüşhane University Scientific Research and Publication Ethics Committee on 28/05/2025 (approval number 2025/5). The study included 408 participants (294 women and 114 men) aged between 18 and 29. Data were obtained using the Religiosity Scale, the Existential Loneliness Scale , and the Dysfunctional Attitudes Scale. These were analysed using IBM SPSS AMOS and the PROCESS add-on module for SPSS. Correlation analysis revealed that religiosity was negatively associated with existential loneliness and dysfunctional attitudes, while existential loneliness and dysfunctional attitudes were positively associated with each other. Additionally, the analyses revealed that dysfunctional attitudes played a mediating role in the relationship between religiosity and existential loneliness. The mediation analysis conducted within the scope of the study was performed using the PROCESS macro (Model 4). Interventions targeting dysfunctional attitudes and promoting a healthier self-concept/self-image could be crucial in safeguarding young adults against existential loneliness. These results shed light on potential psychological mechanisms that explain the effect of religiosity on loneliness experienced by young people.Öğe Türü: Öğe , The conceptualization of god in children aged 4 to 6 during the preschool period(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 15.12.2025) Koyuncu, Pınar; Tokur, BehlülThis study was carried out to examine the concept of God among preschool children aged 4 to 6. Based on the idea that religious knowledge, which is shaped by the education received and rooted in early childhood, forms the basis of an individual's personal belief system, the study focuses on how children in this age group perceive God. The research was conducted using a qualitative research method with a phenomenological design. The study group consisted of 24 children, 12 girls and 12 boys, attending preschools that do not provide religious education in the Yenimahalle district of Ankara. Participants were selected using a non-probability sampling method, and data were collected through a semi-structured interview form. The interviews were conducted around two main themes. The data obtained were analyzed using descriptive and content analysis techniques. The children's conceptions of God were shaped by how they imagined God, how they perceived God's actions, how they communicated with God, what God disapproves of and how God reacts, their emotional connection with God, and their thoughts on divine love. Furthermore, the children’s imaginations of God were reflected in their sensory perspectives, their tendency to concretize abstract concepts, enviromental factors, and the fact that children conceive God as both an observing and active being, and that they use a wide range of imagination in their conceptions. The children’s idea of communicating with God was based on concrete needs, emotional attachments, moral considerations, and imagination. In their understanding of the relationship with God, children tended to perceive God as a loving and protective figure, associating divine love with human-like, visible behaviors. Additionally, they appeared to develop a personal sense of awe and reverence toward God’s might. The findings show that children's perceptions of God are influenced by sensory perspectives, a tendency to concretize abstract concepts, environmental factors, and a broad imagination that views God as both observant and active. Their way of communicating with God is based on tangible needs, emotional bonds, moral values, and imagination. The study reveals how children’s perception of God is shaped by developmental processes, environmental influences, moral values, social media, digital exposure, and cultural imagery. The outcomes of the research aim to provide guidance for parents and serve as a reference for similar future studies.


















