AKÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@AKÜ, Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü: Öğe , Ara dönemlerde din, devlet ve toplum(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 25.03.2026) Türköz, Elif NagihanBu çalışma, Osmanlı’dan miras alınan güçlü devlet geleneğinin Türkiye’de demokratikleşme süreci üzerindeki belirleyici etkilerini akademik bir çerçevede ele almaktadır. Türkiye’de demokrasinin kurumsallaşmasının önündeki en önemli engellerin başında devletin bekasının her türlü siyasal, toplumsal ve bireysel talepten üstün tutulması gelmektedir. Bu anlayış, bürokratik elitlerin karar alma mekanizmalarında belirleyici aktörler olarak öne çıkmalarına zemin hazırlamış; demokratik kurumların işleyişini sınırlandırmış ve sivil siyasal alanın kurumsallaşmasını engelleyerek toplumsal katılımı daraltmıştır. Özellikle askerî ve sivil bürokratik seçkinlerin kendilerini rejimin asli kurucu unsurları olarak konumlandırmaları, seçimle iş başına gelen hükümetlerin meşruiyetini sürekli sorgulamalarına yol açmış, böylece darbelerin siyasal düzene müdahale aracı olarak devreye girmesini kolaylaştırmıştır. Bu durum, Türkiye’de siyasal kültürün demokratikleşme sürecinde süreklilik arz eden yapısal bir sorun haline gelmiştir. Bu bağlamda çalışma, 1960, 1971 ve 1980 askerî müdahalelerini, 28 Şubat sürecini ve 15 Temmuz darbe teşebbüsünü takiben şekillenen ara dönemleri din-devlet-toplum ilişkileri bağlamında ele almaktadır. Çalışmada, ara dönemlerde uygulanan din politikaları, bu politikaların anayasal ve kurumsal düzeydeki yansımaları ile toplumsal karşılıkları analiz edilmektedir. Ayrıca çalışmada, darbeler sırasında dinin meşrulaştırıcı bir araç olarak kullanım biçimleri ve bunun Türk siyasal kültüründe süreklilik ile kırılma eksenlerine etkisi tartışılmaktadır. Çalışma, böylece devlet geleneği, demokratikleşme dinamikleri ve din-siyaset ilişkilerinin çözümlenmesine katkı sunmayı hedeflemektedir.Öğe Türü: Öğe , Ahlaki gerçekçiliğin ontolojik statüsü: Derek parfit perspektifi(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 25.03.2026) Kasımoğlu Şirin, AyşeAhlak felsefesi eylemlerimizin doğruluğu ve yanlışlığı hakkındaki söylemlerle ilgilenmekteyken, metafizik temel varlık ve gerçeklik sorularıyla meşgul olmaktadır. Bu iki alanın ayrımı, filozoflar arasında sınırların tartışılmasına zemin oluşturmuştur. Metaetik tartışmalarda ise merkezi bir role sahip olan ahlaki gerçekçilik/ahlaki realizm, çeşitli versiyonlarla ele alınmakla birlikte, ahlaki doğruların nesnel bir değere sahip olup olmadığı sorusuna odaklanır. Ahlaki gerçekçiliği benimseyenler/ahlaki realistler, ahlaki yargıların rasyonel olarak ulaşılabilir gerçeklikte olduğuna inanırlar. Bu makalede, ahlaki gerçekçiliğin ontolojik temelleri, İngiliz ahlak filozofu Derek Parfit’in (1942-2017) ahlakın ontolojik statüsüne dair bakış açısı üzerinden incelenmektedir. Ahlaki gerçekçilik, ahlaki olguların nesnel bir varlığa sahip olduğunu ileri sürerken, bu olguların doğasının ne olduğu ya da dünyanın yapısına nasıl uyum sağladığı soruları metaetik tarafından tartışılmaya devam etmektedir. Makalede, Parfit’in “Metafiziksel Olmayan Non-Naturalist Bilişselcilik” (Non-Methapysical Non-Naturalist Cognitivism) teorisi, mantıksal ve matematiksel doğrularla ilişkilendirdiği analojilerle ele alınmaktadır. Parfit, ahlaki doğruların kültürel ve bireysel bakış açılarından bağımsız, indirgenemez normatif hakikatler olduğunu savunmakta, non-naturalist yaklaşımı ise ahlaki olguların doğal ve sosyal bilimlere indirgenemeyeceğini belirtmektedir. Ayrıca bu normatif gerçeklerin ontolojik yük taşımadığını ve Platonik manada uzay-zaman haricinde ayrı bir varlık bulmadığını ileri sürerek klasik non-naturalizmden ayrılır. Makalenin amacı Parfit’in temel argümanlarını, itirazlarını ve teorisine yöneltilen eleştirileri bir arada değerlendirerek, onun ahlaki doğrulara atfettiği ontolojik statüyü ortaya koymaktır. Bunu yaparken açıklayıcı ve karşılaştırmalı bir yöntem takip edilecektir.Öğe Türü: Öğe , Büyük dil modelleri ile tarihî metinlerde adlandırılmış varlık tanıma: Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden botanik bilgi çıkarımı(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 25.03.2026) Erdem Nas, GönülBu çalışmada, 17. yüzyıl Osmanlı seyahat edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden bitki isimlerinin otomatik olarak çıkarılması için büyük dil modeli (BDM) tabanlı bir adlandırılmış varlık tanıma (AVT) sistemi geliştirilmiştir. Geliştirilen sistem, Claude Sonnet 4.5 modeli kullanarak tarihî metinleri işlemektedir. Seyahatname'nin on cildi analiz edilmiş ve bitki türü adları tespit edilmiştir. Sistem, Osmanlı Türkçesi'ndeki Arapça ve Farsça kökenli botanik terimleri (engür→üzüm, sanavber→çam, gendüm→buğday) başarıyla tanımış ve modern karşılıklarıyla eşleştirmiştir. Çalışmanın sonuçları, BDM'lerin tarihî veriler üzerinde bitki isimlerinin etiketlenmesi görevinde etkili bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir. Elde edilen veri seti, Osmanlı dönemi botanik coğrafyası sözlüğü ve dijital beşeri bilimler araştırmaları için değerli bir kaynak oluşturmaktadır.Öğe Türü: Öğe , Askerî coğrafya ve tarih çalışmalarıyla Cemil Kozanlı: Osmanlı’nın Kaçar İran’ındaki stratejik incelemeleri(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 25.03.2026) Karacan, Osmanİran, tarih boyunca Osmanlı Devleti’nin ve modern Türkiye’nin doğudaki önemli komşularından biri olmuştur. Bundan dolayı İran, Osmanlı tarafından daima askerî ve siyasi açıdan dikkatle takip edilmiştir. Bu amaçla Kaçarlar döneminde çok sayıda diplomat ve casusu İran sahasında görevlendiren Osmanlı, özellikle Birinci Dünya Savaşı esnasında İran’ın askerî coğrafyasını, siyasi yapısını, tarihini ve askerî yapısını ve bunun yanı sıra küresel güçlerin bölgedeki faaliyetlerini anlamaya yönelik çeşitli görevlendirmelerde bulunmuştur. Osmanlı’nın Almanya ile birlikte, İran’ın askerî coğrafyasını incelemekle görevlendirdiği isimlerden biri de Cemil Kozanlı’dır. Fakat savaş esnasında Osmanlı ve Alman politikalarına ters düşen Kozanlı, iki devletin İran’daki siyasi temsilcilerine yönelik suikast girişimlerinde bulunması üzerine tutuklanmış ve üç yıl cezaevinde kalmıştır. Tahliye edildikten sonra İran Mâliye Vekâleti’nde çalışmaya başlamıştır. Hayatı hakkında pek bilgi olmasa da Kozanlı’nın İran’ın askerî tarihine ilişkin kapsamlı çalışmalar yaptığı tespit edilmiştir. Yapılan araştırma neticesinde Kozanlı’nın 24 telif eser kaleme aldığı bilgisine ulaşılmıştır. İran’ın askerî tarihi üzerine derinlemesine analizler yapan ender isimlerden olan Kozanlı, aynı zamanda İran’ın askerî coğrafyası ve İran’ın fiziki, içtimai, siyasi, ekonomik ve idari yapısını konu alan eserler de kaleme almıştır. Hem hatırat hem de araştırma eseri hüviyetinde olan "İran’da On Dört Sene" adlı eseri bu eserlerin başında gelmektedir. Bu çalışma askerî tarih ve coğrafya öğretmeni olan Kozanlı’nın hayatı ve eserlerini ele almaktadır.Öğe Türü: Öğe , Yaşamın yönetimi ve askıya alınışı Foucault ve Agamben ekseninde ağır roman(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 25.03.2026) Sandıkkaya Aşır, Ayşe18.yy’dan itibaren modern iktidarlar egemenliklerini koruyabilmek ve sürdürebilmek için çeşitli yönetim biçimleri geliştirmişlerdir. Bu yönetim biçimleri arasında çağdaş siyaset felsefecilerinden Michel Foucault’nun “biyopolitika” ve Giorgio Agamben’in “istisna alanı” kavramları, iktidarın toplum üzerinde uyguladığı denetim ve dışlama mekanizmalarını anlamaya imkân veren iki temel yaklaşım olarak öne çıkar. Metin Kaçan’ın Ağır Roman adlı eseri, Türk edebiyatında marjinal hayatların nasıl görünmez kılındığını, iktidar tarafından dışlanarak istisna alanlarına hapsedildiğini ve bu alanlarda bireylerin hukuki haklarından soyutlanarak “çıplak hayat”a indirgendiğini gösteren önemli bir örnektir. Eser üzerinde bugüne kadar dil, üslûp ve alt kültür temsili üzerine çalışmalar yapılmış olmakla birlikte modern iktidarların norm dışına ittiği bireyler üzerinde egemenliğini nasıl koruduğu ve sürdürdüğü üzerine kapsamlı bir inceleme yapılmamıştır. Bu çalışma biyopolitika ve istisna alanı kavramları etrafında Ağır Roman’daki iktidar-birey ilişkisini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın “Biyopolitika” başlıklı bölümünde kavramın tarihsel gelişimi ve bir dışlama yöntemi olarak ırkçılığın nasıl kullanıldığı ele alınmıştır. “İstisna Alanı ve Çıplak Hayat” bölümünde, Agamben’in hukukun askıya alınmasıyla oluşturulan istisna alanlarında bireylerin siyasal özne olmaktan çıkarılıp çıplak hayat formuna indirgenmesi incelenmiştir. “Biyopolitika ve İstisna Alanının Kesişimi: Kolera Mahallesi” başlıklı bölümde biyopolitikanın ve istisna alanının eserdeki yansımaları gösterilmiş ve analiz edilmiştir. Sonuç olarak Ağır Roman, iktidarın hem dışlayarak hem de hukuku askıya alarak yönetimine örnek olabilecek ve Foucault ile Agamben’in kuramsal çerçevelerinin kesişiminde değerlendirilebilecek özgün bir eserdir.


















