AKÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@AKÜ, Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü: Öğe , Hastalık değeri olgusu ve belirleyicilerine yönelik nitel bir araştırma(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 25.09.2026) Yıldırım, Sümeyye; Kaya, ElifHastalıklar tıbbi bir olgu olmanın yanı sıra kültürel de bir olgudur. Bu açıdan hastalıklara verilen değer, kültürel sistem içerisinde değişmektedir. Her hastalığın kendine has değeri, toplumda hastalığa atfedilen değerlerle kimi zaman örtüşmemektedir. Toplumda bazı hastalıklara değer verilirken bazı hastalıklar değer niteliği taşımamaktadır. Hastalıkların aile, politikacılar, ekonomist ve hekimler gibi farklı kesimlerince ele alınması, hastalıkların değerinin farklılaştırdığını düşündürmektedir. Bu gözlemden yola çıkılarak hastalık değeri olgusunun kapsamını ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden fenomenolojiden yararlanılmıştır. 24 kişi ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veriler yorumlayıcı fenomenolojik analize tabi tutulmuştur. Hastalık değerinin kapsamına dair katılımcılarla yapılan görüşmelerde “Hasta Açısından Hastalık Değeri (HAHD)”, “Tıbbi Olarak Hastalık Değeri (TOHD)”, “Politik Perspektiften Hastalık Değeri (PPHD)”, “Ekonomik Olarak Hastalık Değeri (EOHD)”, “Toplumsal Açıdan Hastalık Değeri (TAHD)” olmak üzere 5 tema ön plana çıkmıştır. Çalışma neticesinde hastalık değerinin değişken bir kavram olduğu ve çeşitli boyutlar barındırdığı ortaya konulmuştur. Ayrıca hastalıkların ilişkisel, araçsal ve kendine özgü değerinin olduğu tespit edilmiştir. Hastalık değerinin sosyo-kültürel bağlamdan bağımsız değerlendirilmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Hasta ile hekim arasında değer farklılaşması çatışma unsuruna dönüşebilmektedir. Bu nedenle iletişimin geliştirilmesi, empatik davranış modellerinin öğretilmesi ve mümkün olan en iyi şekilde iletişimin sağlanabilmesi, bu değer çatışmasını azaltabilir, sorunların çözümüne de katkı sağlayabilir.Öğe Türü: Öğe , Ağaç ve çiçeklerle ilgili Kazan Tatar halk inanışları(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 25.09.2026) Yılmaz, GülşahHayatı anlamlandırma ve geleceği öğrenme isteği insanlık tarihinin daima önemli konularından biri olmuştur. Söz konusu çaba ve isteğin halk tarafından inançlara dayandırıldığı görülmektedir. Toplumların inanışları ise sözlü kültür ürünleri vasıtasıyla günümüze kadar ulaşmıştır. Toplumsal açıdan düzeni tesis etmek, gruba aidiyeti artırmak, bireysel olarak ise yaşam koşulları karşısında psikolojik dayanıklılık sağlamak ve umut vermek gibi işlevleri olduğu görülen inanışlar, mensup olduğu toplumu pek çok açıdan etkilemektedir. Çalışmada, Tatar sözlü geleneğinin ana kaynaklarından Tatar Ḫalıḳ İcatı serisinin Mekaller hem Eytı̇̆mner cildindeki inanışlar ve Tatar Mifları kitabının ikinci cildinde yer alan ağaç ve çiçeklerle ilgili yuramışlar (yorumları) ele alınmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ve betimsel analiz yöntemlerinden yararlanılan bu çalışmada Tatar Türklerinin ekolojik çevreyle kurdukları köklü bağlar mitik temelleriyle birlikte incelenmiştir. Elde edilen malzemeler çerçevesinde, Tatar Türklerinin geçmişten bugüne yaşamını ve gelişimini sürdürürken tabiatın tüm unsurlarıyla etkileşim halinde olduğu görülmektedir. Bu bağlamda ağaç ve çiçekler vasıtasıyla hayatın hangi yönüne dair umut geliştirdikleri veya korkulardan kaçındıkları ortaya konmuştur. Sonuç olarak Tatar halk hayatında doğanın tarih boyunca edinilen tecrübe ve inançlar temelinde önemli bir yeri olduğu anlaşılmaktadır. Ardıç, kayın, üvez, kavak ve mersin ağaçları ve çeşitli çiçeklerle ilgili inanışlar, yaşamda olumsuz olandan kaçınma veya korunma işlevlerini öne çıkarırken, yuramışların hayatın temel alanlarında yol göstericilik yaptığı tespit edilmiştir.Öğe Türü: Öğe , Rize ve yöresi ağızlarındaki /+ka/ eki üzerine(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 25.09.2026) Ekşioğlu, SerapKüçültme ekleri, Türkçenin en eski dönemlerinden günümüze kadar varlığını sürdüren sadece Türkçeye özgü olmayıp dünya dillerinin çoğunda görülen eklerdir. Bu ekler genellikle isim ve sıfat türündeki sözcüklere eklenerek başlangıçta sadece fizikî küçültmeyi belirtirken zamanla bu işleve bağlı olarak duygusal yakınlığı da ifade eden “sevgi, merhamet, şefkat, bağlılık, seslenme/hitap ya da alay, küçümseme” işlevlerini de kazanmışlardır. Bu eklerden biri de isim ya da sıfat kök ve gövdelerinden ait olduğu kökün anlamı ile bağlantılı yeni sözcükler türeten isimden isim yapan /+GA/ ekidir. Türkiye Türkçesi yazı dilinde görülmeyip tarihî ve çağdaş Türk lehçelerinde, /+ka/ şekliyle Türkiye Türkçesi ağızlarından başta Rize olmak üzere bazı kuzeydoğu grubu ağızlarında ve /+ko/ şekliyle de bazı doğu grubu ağızlarında işlek olarak kullanılmaktadır. Ek, Rize ağzında birkaç örnekte k > ç ses değişimiyle (damaksıllaşma) /+ça/ şeklinde de görülmektedir. Bu çalışmada /+ka/ ekinin Rize ve yöresi ağızlarındaki kullanımını işlevlerine göre tespit ederek değerlendirmek amaçlanmıştır. Buna bağlı olarak tarama ve derleme yöntemiyle Rize ve yöresi ağızlarında /+ka/ ekiyle türetilmiş 89 sözcük tespit edilmiştir. Buna göre ekin işlevleri, bu sözcüklere kattığı anlam değerleri yönünden “1. Kişi ve akrabalık adlarına eklenerek sevgi, şefkat, samimiyet, merhamet ve buna bağlı olarak hitap/seslenme ifadesi taşıyan isimler türetir. 2. Eklendiği eşya isimlerine gelerek o eşyanın boyut olarak küçüklüğünü ifade eden yeni isimler türetir. 3. Hayvan isimleri yapar. 4. Bitki isimleri yapar. 5. Nitelik, benzerlik, yakınlık ifade eden sıfatlar ve zarflar türetir. 6. İsimlerden yeni isimler türetir.” olmak üzere 6 grupta sınıflandırılmıştır.Öğe Türü: Öğe , Kaybedilen vilayetin çocukları: Osmanlı-İtalyan Harbi sonrasında Trablusgarplı talebelerin eğitim ve himaye süreci (1912–1913)(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 25.09.2026) Özaslan, FatihTrablusgarp Harbi’nin son safhalarında ve savaş sonrasında Bingazi ile Derne havalisinden seçilerek Osmanlı ülkesindeki mekteplere sevk edilen çocuklar, harbin askeri ve diplomatik anlatılarının dışında kalan önemli bir eğitim ve himaye sürecinin öznesidir. Makale, söz konusu talebelerin seçilme ölçütlerini, sevk güzergâhlarını, yerleştirilmeleri düşünülen kurumları ve süreçte ortaya çıkan uyum, denetim ve firar meselelerini ATASE Arşivi Osmanlı-İtalyan Harbi Fonu’ndaki sevk telgrafları, talebe cetvelleri, mektep kabul yazıları, iaşe ve harcırah kayıtları ile firar yazışmalarına dayanarak incelemektedir. Talebe sayıları, kafile hareketleri, kurumlara dağıtım planları, kabul şartları ve takip kayıtları aynı sürecin birbirini tamamlayan aşamaları olarak karşılaştırılmıştır. Belgeler, grubun meşayih ve aşiret çevrelerinden gelen çocuklar, tahsili kesintiye uğrayan öğrenciler, şehit yetimleri, bireysel başvuru sahipleri ve teknik eğitim adaylarından oluşan heterojen bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Yaş, Türkçe bilgisi, ibtidai tahsil, kontenjan ve yatılı kapasite yerleştirme kararlarında belirleyici olmuştur. Mekteplerin doluluğu, barınma ve iaşe imkânları ile kurumların farklı kabul şartları, merkezi planların uygulama sırasında yeniden düzenlenmesine yol açmıştır. Talebe sayılarındaki değişkenlik ise sabit bir toplamdan çok, sevk, geçici ikamet, tasnif ve kurumlara kabul sırasında sürekli yeniden şekillenen hareketli bir topluluğa işaret etmektedir. Elde edilen bulgular, Osmanlı bürokrasisinin kaybedilen vilayetin çocuklarını yalnız yardım edilmesi gereken savaş mağdurları olarak değil, eğitim, himaye, mesleki yönlendirme ve sadakat siyaseti içinde değerlendirilen özel bir talebe topluluğu olarak ele aldığını göstermektedir.Öğe Türü: Öğe , Maneviyatçılık ekseninde Ali Fuad Başgil’in dine yaklaşımı(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 25.09.2026) Şahbaz, YunusAli Fuad Başgil, çağdaş Türk düşüncesinde özellikle 1950 sonrasında din, laiklik ve vicdan hürriyeti üzerine geliştirdiği görüşlerle öne çıkan isimlerden biridir. Bununla birlikte onun din anlayışını özgün kılan husus, dini yalnızca hukukî veya teolojik bir mesele olarak ele almaması; maneviyatçılık ve memleketçilik ekseninde toplumsal bir kurum olarak değerlendirmesidir. Başgil’e göre din, bireyin manevî dünyasını besleyen temel kaynak olmasının yanı sıra, toplumun ahlâkî düzenini, birlik duygusunu ve siyasal istikrarını ayakta tutan başlıca unsurlardan biridir. Bu nedenle dini kamusal hayattan dışlayan yaklaşımları, özellikle maddecilik ve komünizm karşısında toplumun manevi temellerini zayıflattıkları gerekçesiyle eleştirmektedir. Bu çalışma, Başgil’in din anlayışını birincil eserleri ile konuya ilişkin literatür üzerinden nitel araştırma yöntemi çerçevesinde incelemektedir. Çalışmada laiklik, din ve vicdan hürriyeti gibi konulara gerekli ölçüde temas edilmekle birlikte, esas olarak dinin maneviyatçılık ve memleketçilik bağlamında üstlendiği toplumsal ve ahlâkî işlev analiz edilmektedir. Araştırma sonucunda Başgil’in din tasavvurunun iki temel eksen üzerine kurulduğu görülmektedir. Bunlardan ilki, dini bireysel ve toplumsal hayatın manevi temeli olarak gören maneviyatçılık; ikincisi ise bu manevi zemini memleket meselelerinin çözümüyle irtibatlandıran memleketçi yaklaşımdır. Dolayısıyla çalışma, Başgil’in din anlayışının büyük ölçüde maneviyatçılık ekseninde şekillendiğini ve dini, toplumsal sorunların çözümünde kurucu bir unsur olarak konumlandırdığını ortaya koymaktadır. Ne var ki çalışma, bu okumanın dinin araçsallaşması ve özgürlükçülüğün sınırlılığı gibi kendi gerilimlerini de gözden kaçırmamaktadır.


















