AKÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@AKÜ, Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü: Öğe , Nano-silika modifiyeli çimento esaslı harçlarda alternatif akımın etkilerinin araştırılması(Emre Tunçöz, Nisan 2026) Tunçöz, Emre; Hocaoğlu, İsmailBu tez çalışmasında nano silika (NS) modifiyeli çimento esaslı harçlarda alternetif akımın etkilerinin araştırılması hedeflenmiştir. Ayrıca çimento esaslı harçlarda NS ilavesinin ilk çatlak oluşum süresine etkisi araştırılmıştır. Bu amaca ulaşmak için, çimento yerine ağırlıkça %0, %0,10, %0,25, %0,50 ve %1 NS içerikli 4cm x 4cm x 16cm ebatlarında harç numuneleri üretilmiştir. Harçların hidratasyon sıcaklığı ve nem oranları (%) bir gün boyunca dakikada bir kaydedilerek çeşitli karşılaştırmalar yapılmıştır. Literatürde hidratasyonun erken döneminde NS'nin çimento esaslı kompozit malzemenin hidratasyon sıcaklığına olan etkilerinin incelendiği sınırlı sayıda çalışma olduğu görülmüştür. Bu boşluğu doldurmak için, harçlar hazırlandıktan hemen sonra (hidratasyonun ilk aşamasında) her numunenin orta noktasına sıcaklık ölçerler (sensörler) yerleştirilerek ve NS'nin hidratasyon sıcaklığına etkisi incelenmiştir. Ayrıca, kalsiyum silikat hidrat (C-S-H) jellerinin oluşum süresini tahmin etmek amacıyla seçilmiş numunelerde nem ölçümleri yapılmıştır. Sertleşmiş harçlarda ise eğilme dayanımı, basınç dayanımı, piezoelektrik testler, SEM, EDX, XRD analizleri ve sülfat saldırısı testleri gerçekleştirilmiştir. Harçlarda çimentonun %1’inin NS ile değiştirilmesi ve 40V Alternatif Akım (AC) uygulanmasının, priz bitiş süresini (PBS) 316 dakika kısaltabileceği ve 7 günlük basınç dayanımını ise %154,15 oranında artırabileceği sonucuna varılmıştır. Çimento esaslı harçlara sırasıyla %0,1, %0,25, %0,50 ve %1 oranlarında NS ilavesi ve 28 günlük kürlenme süresi sonucunda referans numuneye göre basınç dayanımında yaklaşık olarak sırasıyla yaklaşık %1,60, %4,98, %12,51 ve %29,72 oranında artış sağlandığı gözlenmiştir. Bir diğer önemli bulgu; NS’nin ilk çatlağın oluşumunu geciktirmesidir. Çimento yerine %1 NS ilave edildiğinde ilk çatlak oluşumunun 8 saniye geciktiği gözlenmiştir. Bu dönem, deprem anında can güvenliğinin sağlanması açısından kritik olabileceği değerlendirilmiştir. Sülfat saldırısı testi sonucunda, %1 NS içeren harcın basınç dayanımının, referans harca (%0 NS içerikli) göre yaklaşık %20 daha yüksek olduğu rapor edilmiştir.Öğe Türü: Öğe , Genelleştirilmiş riemann-liouville integralleri ile s-konveks fonksiyonlar yardımıyla trapezoid tipli integral eşitsizlikleri(Tuğba Akça, 2026) Akça, Tuğba; Kiriş, Mehmet EyüpBu tez al mas , koordinatlarda s-konvekslik kavram n temel alan be b l mden olu maktad r. Birinci b l mde, konveks fonksiyonlar n klasik yap s ve bu yap n n e itli genelle tirmeleri ele al nm , s-konvekslik kavram n n do u u, matematiksel arka plan ve literat rdeki geli im s reci ayr nt l olarak sunulmu tur. Ayr ca, koordinatlarda konvekslik ve il- gili t revsel yap lar kar la t r larak s-konveksli in analitik a dan sa lad katk lar tart lm t r. kinci b l mde, koordinatlarda s-konveks fonksiyonlar n tan m , temel zellikleri ve bu fonksiyonlar n matematiksel analiz a s ndan sa lad avantajlar detayl bir ek- ilde ele al nm t r. Bu kapsamda, s-konveks fonksiyonlar n koordinat d zlemindeki davran lar , monotonluk, s n rl l k ve t revsel yap ile olan ili kisi incelenmi , ayr ca bu fonksiyonlar yard m ile elde edilen temel lemmalar ve teoremler sunulmu tur. nc b l m, s-konveks fonksiyonlar kullan larak yeni integral ve t revsel e it- sizliklerin olu turulmas na ayr lm t r. Bu b l mde, zellikle Hermite Hadamard, Jensen ve Ostrowski tipi e itsizlikler s-konvekslik er evesinde yeniden yorumlanm ve elde edilen sonu lar literat rdeki klasik e itsizliklerle kar la t r lm t r. D rd nc b l mde, koordinatlarda s-konveks fonksiyonlar yard m ile t revsel ara lara dayal yeni yakla mlar geli tirilmi , integral t r nden e itsizliklerin daha genel bir er eveye ta nmas sa lanm t r. Tezin son b l m olan be inci b l mde, al ma boyunca elde edilen bulgular genel bir er evede de erlendirilmi ve gelecekte yap labilecek al malara dair neriler sunulmu tur.Öğe Türü: Öğe , Sıçramalı gecikmeli denklemlerin çözümlerinin salınımlılığı üzerine(Veli Kürşat Uludağ, Nisan 2026) Uludağ, Veli Kürşat; Öztürk, SerminBu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş kısmına ayrılmış, konu ile ilgili kavramların tarihsel gelişimi verilmiştir. İkinci bölümde tez çalışması için önemli ve gerekli temel tanımlar ve kavramlar sunulmuştur. Üçüncü bölümde lineer sıçramalı gecikmeli diferansiyel denklemlerin salınımlılık analizi yapılmıştır. Dördüncü bölümde sıçramalı gecikmeli denklemlerin salınımlılık davranışı incelenmiştir.Öğe Türü: Öğe , Hastaya özgü omurga dijital ikizinin geliştirilmesi, 3B yazıcı kullanılarak üretilmesi ve omurga hareketlerinin analiz edilmesi(İzel Karayel, Nisan 2026) Karayel, İzel; Yuran, Ahmet FatihBu tez çalışmasında karmaşık bir yapıya sahip omurganın hastaya özgü dijital ikiz modeli geliştirilmiştir. Modellerin üç boyutlu yazıcı teknolojisi ile fiziksel prototipleri üretilmiştir. Dijital ikiz modeli üzerinde omurganın fleksiyon ve ekstansiyon hareketlerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda 50 yaşındaki hastaya ait açık kaynaklı bilgisayarlı tomografi görüntüsünde elde edilen tüm vertebralar 3DSlicer yazılımı kullanılarak ayrı ayrı modellenmiştir. Oluşturulan vertebra modellerine SpaceClaim yazılımı kullanılarak iyileştirme işlemleri yapılmıştır. Her bir vertebra, bilgisayar destekli tasarım ortamında bir araya getirilerek montajlanmıştır. Vertebralar arasındaki eklem ilişkileri, literatürde yer alan rotasyonun anlık ekseni esas alınarak sınır açısı ilişkisi ile tanımlanmış ve bu sayede fleksiyon ve ekstansiyon hareketlerini simüle edebilen bir dijital ikiz geliştirilmiştir. Geliştirilen hastaya özgü omurga dijital ikiz modelinin doğruluğu üst üste çakıştırma yöntemiyle değerlendirilmiş ve modele tanımlanan hareket eksenlerinin doğru olduğu gözlemlenmiştir. Geliştirilen bu modelin, lomber lordoz ve torakal kifoz açılarının fleksiyon/ekstansiyon sırasındaki değişimleri ile nöral foramen yüksekliği ve sagittal dikey eksen gibi klinik açıdan önemli parametrelerin simülasyonuna ve analizine olanak tanıdığı gösterilmiştir. Elde edilen bulgular, dijital ikiz modelinin statik radyolojik görüntülere kıyasla klinik değerlendirmelerde ve hareket analizinde önemli avantajlar sunduğunu göstermektedir. Sonuç olarak bu tez çalışması ile servikal bölgeden sakruma kadar uzanan, hareket analizi yeteneğine sahip ve üç boyutlu yazıcı ile fiziksel üretimi destekleyen bir dijital ikiz modeli geliştirilmiş ve modelin klinikte kullanılabilme potansiyeli başarıyla değerlendirilmiştir.Öğe Türü: Öğe , Yeraltı taşkömürü madenciliğinde 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun etkilerinin araştırılması(Osman Bahadır, Nisan 2026) Bahadır, Osman; Bayram, Fatihİş kazalarının en yoğun olduğu sektörlerin içinde madencilik sektörü ilk sıralarda bulunmaktadır. Madencilik sektörünün kollarından biri olan yeraltı taşkömürü madenciliği ise en tehlikeli alanlardandır. Yüksek risk ve tehlike içeren kömür havzalarından biri de Zonguldak Havzasıdır. Havzadaki kömür eğiminin 20-60° olması ve yüksek oranlarda metan barındırması yeraltı madenciliğini zorlaştırmaktadır. Damar eğimi ve kırıklı zonların fazla olması, üretim açısından tam mekanize sistemlere geçişi engellemiş, ayakların çoğunda klasik ahşap tahkimat ve elle kazı işlemlerinin devamını zorunlu kılmıştır. Bu çalışmada, Zonguldak Havzasında faaliyet gösteren Türkiye Taşkömürü Kurumunda (TTK) 2003-2023 yılları arasında meydana gelen iş kazaları, bazı parametreler (toplam işçi ve kaza sayısı, işçi başına düşen kaza sayısı, üretim miktarı, iş güvenliğinin maliyeti gibi) kapsamında incelenmiştir. Bu parametreler, özellikle 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun yürürlüğe girdiği tarih (30.06.2012) öncesi ve sonrası için ayrı ayrı (2003-2013 ve 2014-2023) değerlendirilmiş ve söz konusu kanunun hem iş kazaları hem de üretim maliyetleri üzerindeki etkilerinin ortaya konulması hedeflenmiştir.


















