Alakır çayı havzası’nın jeomorfolojik özellikleri ve taşkın duyarlılığı analizi
Özet
Bu tez, Alakır Çayı Havzası'nda jeomorfolojik özellikleri ve buna bağlı olarak taşkın riskinin değerlendirilmesi ve gelecekteki taşkın durumu için planlama yapılması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Alakır Çayı, Batı Akdeniz Havzası'na dahil olup, özellikle Kumluca ilçesi sınırları içerisinde yer almasıyla bölgesel afet yönetimi açısından önemli bir konumda bulunmaktadır. Çalışma, geçmiş yıllarda yaşanan taşkınları inceleyerek, gelecekte bu tür afetlerin etkilerini minimize etmek için taşkın duyarlılık haritalarının oluşturulmasına odaklanmıştır.
Çalışma sürecinde Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve uydu görüntülerinden yararlanılmış, sahanın fiziki özellikleri detaylandırılmıştır. Çalışmanın başlangıcında, geçmiş taşkın olayları, Devlet Su İşleri ve diğer kaynaklardan elde edilen verilerle incelenmiş, ayrıca iklim özelliklerinin belirlenmesi için klasik iklim sınıflandırması yöntemlerinden faydalanılmıştır.
Yapılan analizler, Alakır Çayı Havzası’nda taşkın duyarlılığının belirgin bir mekânsal gradyan sergilediğini göstermektedir: güney kesimler yüksek, orta kesimler orta, kuzey kesimler ise düşük duyarlılık sınıfındadır. Özellikle yüksek duyarlılık zonlarının, yerleşimlerin yoğunlaştığı alanlarla çakışması, havzadaki toplam alanın önemli bir bölümünün düşük riskli olmasına karşın, gerçekleşen riskin yerleşimler üzerinde yoğunlaştığını ortaya koymaktadır. Bu durum, olası taşkınlarda altyapı hasarı, ulaşım kesintileri, tarımsal verim kaybı ve can kaybı gibi ciddi sonuçların meydana gelebileceğine işaret etmektedir. Dolayısıyla, yüksek duyarlılığa sahip bölgelerde yapılaşmanın sıkı denetimi, taşkın yatağına müdahalelerin sınırlandırılması ve risk azaltıcı önlemlerin ivedilikle hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Çalışma, belirli bir süreç doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. İlk olarak, literatür taraması yapılmış ve önceki çalışmaların bulguları incelenmiştir. Veri toplama aşamasında ise sayısal yükselti modeli (DEM), taşkın kayıtları, akarsu kesitleri ve meteorolojik veriler gibi çeşitli veriler toplanmıştır. Bu veriler, taşkın riski değerlendirmesini yapabilmek ve doğru analizler oluşturabilmek için kullanılmıştır. Modelleme aşamasında ise hidrolojik yazılım kullanılarak bir boyutlu taşkın modeli geliştirilmiş ve taşkın duyarlılık haritası oluşturulmuştur. Bu harita, havzadaki taşkın riski ve duyarlılığının görsel olarak temsil edilmesini sağlamıştır.
Sonuç olarak, Alakır Çayı Havzası'ndaki taşkın riskinin artması beklenmektedir. Özellikle yerleşim alanları ve akarsu yataklarının taşkın riski taşıyan bölgelerde konumlanması, bölgedeki taşkın duyarlılığını artırmaktadır. Bu bağlamda, doğru arazi kullanımı ve taşkın yönetimi stratejilerinin geliştirilmesi önemlidir. Alakır Çayı’nda taşkın riskini artıran en önemli faktör yerleşim alanlarının yüksek taşkın duyarlılığına sahip bölgelerde yer almasıdır. Bu nedenle, gelecekteki taşkın afetlerinin zararlarını en aza indirmek için yerleşim alanlarının taşkın duyarlılığı düşük bölgelere kaydırılması önerilmektedir. This thesis was conducted in the Alakır River Basin with the aim of evaluating geomorphological characteristics and the associated flood risk, as well as planning for potential future flood scenarios. The Alakır River, which is part of the Western Mediterranean Basin, holds a strategically important position in terms of regional disaster management, particularly due to its location within the boundaries of Kumluca district. The study focused on the development of flood susceptibility maps by examining past flood events, in order to minimize the impacts of such disasters in the future.
In the research process, Geographic Information Systems (GIS) and satellite imagery were employed to detail the physical characteristics of the basin. At the beginning of the study, past flood events were analyzed using data obtained from the State Hydraulic Works (DSİ) and other sources. Additionally, classical climate classification methods were applied to determine the climatic characteristics of the region.
The analyses reveal that flood susceptibility in the Alakır River Basin exhibits a distinct spatial gradient: the southern parts fall into the high susceptibility class, the central parts into the moderate class, and the northern parts into the low class. The overlap of high-susceptibility zones with densely populated areas indicates that although a considerable portion of the basin falls within low-risk zones, the realized risk is concentrated in settlement areas. This highlights the potential for serious consequences in possible flood events, including infrastructure damage, transportation disruptions, agricultural productivity loss, and even loss of life. Therefore, strict control over construction in high-susceptibility zones, limiting interventions in floodplains, and the urgent implementation of risk-reducing measures are of critical importance.
The study was carried out through a structured process. First, a literature review was conducted and the findings of previous studies were examined. In the data collection stage, various datasets such as the digital elevation model (DEM), flood records, river cross-sections, and meteorological data were compiled. These datasets were used to evaluate flood risk and to produce accurate analyses. In the modeling stage, a one-dimensional flood model was developed using hydrological software, and a flood susceptibility map was generated. This map provided a visual representation of the spatial distribution of flood risk and susceptibility across the basin.
In conclusion, flood risk in the Alakır River Basin is expected to increase. Particularly, the location of settlement areas and riverbeds within flood-prone zones heightens the susceptibility of the region. In this context, the development of effective land-use and flood management strategies is essential. The most critical factor contributing to the flood risk of the Alakır River is the concentration of settlements in highly flood-susceptible areas. Therefore, in order to minimize the damages of future flood disasters, it is recommended that settlements be shifted towards zones with lower flood susceptibility.



















